Hüda Ne Demek TDK?
Bir sabah, Kayseri’nin o soğuk ama tertemiz havasında, kafamda bir soru takıldı: Hüda ne demek TDK? Kafamda dönüp duran bu kelime, benim için sadece bir kelime değil, bir anlam arayışı, bir cevap ihtiyacıydı. İçimdeki boşluğu dolduracak o anlamı arıyordum, ama bunun ne kadar karmaşık ve derin olduğunu, o an fark etmemiştim.
Bir Öğleden Sonra, Bir Şehir ve Bir Kelime
İşte, o sabah başlattığım arayış Kayseri’nin eski taş sokaklarında devam etti. Günlük tutmaya başladığımda hep sorularım vardı; küçük bir yazının içinde kaybolan büyük sorular… Bugün ise başka bir şekilde başladım yazmaya. Bir zamanlar yazdığım kelimeler birer cümle olmuştu, fakat şimdi onları daha derin düşüncelere dönüştürüp, kendime dönüp bakma vaktiydi. Ne zaman sıkıntılı bir döneme girsem, dilime en çok yerleşen kelime hep “Hüda” olurdu.
O gün, yürürken karşımda bir kitapçıya rastladım. İçeri girdim, raflarda ne var ne yok diye bakınırken, TDK sözlüğü dikkatimi çekti. Kitapçının sahibi, yaşlı bir adam, benim bakışlarımı fark edip gülümsedi.
“İhtiyacınız var mı genç adam?” dedi.
“Sadece merak ettim,” dedim, elimi kitaba uzatarak. “Hüda ne demek?”
Yaşlı adam derin bir nefes aldı, belki de benim sadece bir kelime sorduğumu düşündü ama gözlerimdeki boşluğu fark etti. Bana doğru yaklaşıp, TDK sözlüğünü elime aldı.
Hüda Ne Demek?
Elimdeki sözlüğü açtım ve okudum: Hüda: Allah’ın ismi. Yüce ve sonsuz olan, her şeyin sahibi.
O an, bir yandan kitabı okurken bir yandan içimden yükselen bir gariplik hissettim. Neden bu kadar derin bir anlam taşıyan bir kelime beni bu kadar etkilemişti? Çünkü, yıllardır bir şeye ulaşmaya çalışırken; bir doğruyu, bir gerçeği, bir huzuru ararken hep bu kelime zihnimde bir yankı gibi dönüp durmuştu. Hüda, bir bakıma bana doğru yolu gösteren, kalbimi sakinleştiren, beni bir tür huzura kavuşturan bir kelimeydi.
Bir Yıl Sonra
Yılın 365. günü geçiyor, günlerden bir gün, yine Kayseri’nin soğuk havasına karşı yürürken aklıma o yaşlı adam geldi. TDK sözlüğünden öğrendiğim “Hüda” kelimesinin aslında ne kadar derin ve evrensel bir anlam taşıdığını fark etmiştim. Ama en çok da bu kelimenin bana bir rahatlık, bir huzur verdiğini hissetmiştim.
Bir yıl boyunca, sadece bir kelimeyle değil, hayatın içindeki pek çok karmaşık duyguyla savaştım. Hayatımın dönüm noktalarından biri oldu aslında o eski kitapçıda öğrendiğim şeyler. Hüzün, hayal kırıklığı, umut… hepsini bir arada yaşadım. Ama her defasında “Hüda”nın anlamı bana çok şey öğretti.
Bazen, hayat ne kadar zor olursa olsun, her şeyin sonunda bir anlamı olduğunu bilmek insanı huzura kavuşturuyor. Hüda kelimesi, hem bir arayıştı hem de o arayışın sonunda ulaşılan huzur.
Hayatla Yüzleşmek
Bir gün, bir arkadaşım bana yazmıştı: “Hayat bazen bize bir şeyler fısıldar, ama biz duymazdan geliriz.” O an anladım ki, bazen içsel huzuru bulmamız için sadece bir kelimeye, bir anıya, bir saniyeye ihtiyacımız vardır. O kelime, bana o eski kitapçıda yaşadığım duyguyla eşlik etmişti. “Hüda,” sadece bir kelime değil, bir çağrışım, bir işaretti.
İşte o an, o kitabı ellerimde tutarken, kaybolan yıllarımı, kaybolan umudumu, belki de aradığım huzuru düşündüm. “Hüda” kelimesi, bana ruhsal bir rehberlik yapıyor gibi hissediyordum. Aradığım her şey, o kelimenin içinde gizliydi.
Sonuç
O gün, Kayseri’nin sokaklarında bir kelimeyle başladığım yolculuk, bana çok daha fazlasını öğretti. “Hüda” kelimesi sadece bir anlam taşımıyor, bir yaşam biçimi, bir yol gösterici olmuştu. Artık, yalnızca bir kelime değil, bir umut kaynağıydı. Ve ben, o günden sonra, her zaman bu kelimenin anlamına daha çok yaklaşmaya çalıştım.
Hüda ne demek, diye sorarsanız, o kelime her birimize farklı şeyler anlatabilir ama bana ne öğrettiyse, belki de sizlere de öğretir: Bazen, aradığınız cevap, içsel bir huzurun ta kendisidir.